BEYOĞLU’NDA BİRŞEYLER OLUYOR FARKINDA MISINIZ?
Eğlence vergisi, çevre temizlik vergisi, muhtasar, geçici vergi, KDV, ÖTV, işgaliye, TAPDK ruhsatı, ekonomik kriz, elektrik kurumu, müzik telif hakları, SGK, yazlık ruhsatların iptali, yaklaşan sigara yasağı… Tüm bu harçları, vergileri almakta her kurum, kuruluş haklı, yasal ve hatta insaflı! Sadece esnaf haksız. Son 10 gündür belediye ve emniyet tarafından gerçekleştirilen uygulamalar bu kadar yükün üstüne artık resmen “kapat, çek git” demektedir. Ticaret yapmak ve işletmecilik gayrı meşru işlerle uğraşmaktan daha zor hale gelmiştir.
- Esnaf neden alındığı anlaşılamayan aylık 465 tl eğlence vergisini ödeyemiyor. Bunu ödeyemediğinde nedendir bilmiyoruz belediye de hiçbir işlem yapamıyor!
- Esnaf kapı önündeki masalar için aylık düzenli işgaliye parası ödüyor! Neden? Kendi kapısının önünü işgal ettiği için! Buna ses çıkarmayınca emniyet gelip “buraya servis yapamazsın” diyor. Komik!
- Yazlık ruhsatları bu yıl vermeyeceklermiş! Neden? Bu yıl okullar tatil olmayacakmış! Bu da komik ötesi.
- Esnafa zorla bir teftiş defteri satılıyor içinde “garsonların gömlekleri kolalı mı değil mi?” bunları soruyorlar!
- TAPDK diye bir kurum icat edildi her yıl ruhsat almak gerekiyor. Tanesi 590 tl! Bu kurum ne iş yapıyor? İş yeri açma ruhsatı dışında bir ruhsat almayı mecbur kılmak çifte ruhsatlandırmadır ve serbest ticareti engellemedir. Bu ruhsat gayrı meşrudur.
- Özelleştirilen elektrik kurumu hala kendini kamu kuruluşu gibi lanse ediyor veya kendini öyle sanıyor. Bir faturasını ödeyemeyen işletmenin derhal sayaç mührünü koparıp akabinde faturaları cezalı yani ikiyle çarparak gönderiyor ki esas gaye alacaklarını almak değil, cezalı fatura göndermektir. Üstüne enerji hırsızı diye esnafa dava açıyor.
- İşletmelerde çalan her tür müziğin telif hakkının ödenmesi isteniyor. Buna karşı değiliz ancak sanatçı olmak ile tüccar olmak arasındaki farkı hatırlatıyoruz.
- Turizm açısından Türkiye denince İstanbul, İstanbul denince Beyoğlu akla geliyor ama ruhsat almak için başvuru yaptığınızda karşınıza bir imar sorunu çıkıyor yani kaç yüzyıllık Pera’nın hali hazırda bir imar planı bile yok. İstiklal caddesi ve çevresinde hala iskan sorunları var. Yani bir turizm ve eğlence merkezinde kiraladığınız yer ailenin oturduğu mesken görünüyor olabilir ve tam da bu nedenle tüm ruhsat dosyaları imarda takılıyor. Belediyenin giriş katından 4. katına 6 ayda dosya çıkmıyor sonra bu iş yeri ruhsatsız diye mühürleniyor.
- Personelin 3 ayda 1 sağlık muayenesinin yapılması isteniyor. Güzel ama sadece belediyenin gösterdiği özel sağlık kuruluşu yaparsa geçerli sayılıyor. Yani işi kamu hizmeti olan yerel idare nedense esnafı bir kamu kuruluşuna teşvik etmek yerine özel kuruluşu dayatıyor. Gerekçeleri ise en uygun teklifi onların vermesi. Amacı insanların hastalıklarından kar elde etmek olan özel hastane, nasıl kar amacı gütmeyen devlet hastanesinden uygun fiyat verebilir?
- Temmuz ayında başlayacak olan sigara yasağını bunların üstüne koyun. 18 yaşından küçüklerin zaten giremediği yetişkinlerin de keyfen, bilerek ve isteyerek bulundukları ortamda sigara içilebilir bölüm yapılmasına bile izin vermeden tamamen yasaklayan kanun da gündemde.
- Bunların üstüne eklenen ekonomik kriz atmosferini hesaba katın.
- Daha ödediğimiz envai çeşit vergiyi saymıyoruz.En başta ödediğimiz kiranın birde muhtasar diye vergisin alınması tuhaflığı gibi.
Tüm bu uygulamalara karşın tek bir soru soruyoruz: NEDEN ? Amaç ne ?
Amaç sağlık mı? Bu denetlemelerde tek bir iş yerinin hijyenine bakılmadı ki. Hiç kimseye “Katı yağlarınızı, fritöz yağlarınızı ne yapıyorsunuz?” diye sorulmadı. Oysa bunlar toplansa bio yakıt elde eden kuruluşlara verilse belediye çevrecilik üzerinden prim bile yapabilir. İnsanlığın niteliksiz ve paralı sağlık sistemi nedeniyle ortaçağdan kalan hastalıklardan, keneden ölmeye başladığı günümüzde bu gerekçe komik olur.
Amaç gençleri kötü alışkanlıklardan korumak mı? Niteliksiz, paralı ve pahalı bir eğitim sisteminde yasaklarla bunu yapmaya çalışmak komik olur. Kaldı ki uyuşturucu, fuhuş, seks tacirliği bizim alanımız dışındadır ve bunlar eğlence değildir. Bunlarla samimi bir mücadelenin daima destekçisi oluruz. İsteyen kurumla bu konularda görüşür, çalışırız.
Amaç çevreyi, kenti düzenlemek mi? 2010 yılında İstanbul kültür başkenti olacak ancak esnafa dönük bir toplantı bile yapılmadı. En azından iş yerlerinize badana yapın diyen bile yok. Tarlabaşı kentsel dönüşümü rivayeti var, aslı nedir bilen yok. Kültür başkentinin baş ilçesindeyiz halktan ne olacağını bilen yok!
2009 yılı Türkiyesinde hala eğlence mekanlarını gayrı meşru, şer mekanları olarak gören bir zihniyetin olduğunu düşünmek istemiyoruz ama içkili yerler dışında bir denetim olmadı. Bu yüzden soruyoruz amaç ne ? Kapatıp gidelim mi?
Bize denecek ki “Hayır, Kanuni denetim bunlar. Haksız uygulama yok.”
Evet kanuni ama meşru değil. Hüseyin Üzmez kanuni olarak serbest bırakıldı, bunu protesto edenler şimdi kanuni olarak yargılanıyor! Yani kanun ve meşruiyet ayrı şeylerdir. Özetle şunu söylüyoruz “kanun her yerde adalet hiçbir yerde!”
SOMUT TALEPLERİMİZ,
-Mühürlenen iş yerleri açılsın, eksikleri yazılı tebliğ edilerek makul süre verilsin
-Sigara yasağı uygulanabilir bir biçimde yürürlüğe girsin
-Beyoğlu’nun turistik bölge olması gözetilsin
-İmar düzenlemesi derhal yapılsın
-Vergiler sadeleştirilsin ve makul ölçüye indirilsin
-Var olan borçlar taksitlendirilsin, faizleri silinsin
-Haksız idari para cezaları iptal edilsin
Bu konularda bir hafta içinde somut adım atılmadığı takdirde 2. Eylemimiz Ankara’da olacaktır.
Temmuz 2009
Eğlence vergisi, çevre temizlik vergisi, muhtasar, geçici vergi, KDV, ÖTV, işgaliye, TAPDK ruhsatı, ekonomik kriz, elektrik kurumu, müzik telif hakları, SGK, yazlık ruhsatların iptali, yaklaşan sigara yasağı… Tüm bu harçları, vergileri almakta her kurum, kuruluş haklı, yasal ve hatta insaflı! Sadece esnaf haksız. Son 10 gündür belediye ve emniyet tarafından gerçekleştirilen uygulamalar bu kadar yükün üstüne artık resmen “kapat, çek git” demektedir. Ticaret yapmak ve işletmecilik gayrı meşru işlerle uğraşmaktan daha zor hale gelmiştir.
- Esnaf neden alındığı anlaşılamayan aylık 465 tl eğlence vergisini ödeyemiyor. Bunu ödeyemediğinde nedendir bilmiyoruz belediye de hiçbir işlem yapamıyor!
- Esnaf kapı önündeki masalar için aylık düzenli işgaliye parası ödüyor! Neden? Kendi kapısının önünü işgal ettiği için! Buna ses çıkarmayınca emniyet gelip “buraya servis yapamazsın” diyor. Komik!
- Yazlık ruhsatları bu yıl vermeyeceklermiş! Neden? Bu yıl okullar tatil olmayacakmış! Bu da komik ötesi.
- Esnafa zorla bir teftiş defteri satılıyor içinde “garsonların gömlekleri kolalı mı değil mi?” bunları soruyorlar!
- TAPDK diye bir kurum icat edildi her yıl ruhsat almak gerekiyor. Tanesi 590 tl! Bu kurum ne iş yapıyor? İş yeri açma ruhsatı dışında bir ruhsat almayı mecbur kılmak çifte ruhsatlandırmadır ve serbest ticareti engellemedir. Bu ruhsat gayrı meşrudur.
- Özelleştirilen elektrik kurumu hala kendini kamu kuruluşu gibi lanse ediyor veya kendini öyle sanıyor. Bir faturasını ödeyemeyen işletmenin derhal sayaç mührünü koparıp akabinde faturaları cezalı yani ikiyle çarparak gönderiyor ki esas gaye alacaklarını almak değil, cezalı fatura göndermektir. Üstüne enerji hırsızı diye esnafa dava açıyor.
- İşletmelerde çalan her tür müziğin telif hakkının ödenmesi isteniyor. Buna karşı değiliz ancak sanatçı olmak ile tüccar olmak arasındaki farkı hatırlatıyoruz.
- Turizm açısından Türkiye denince İstanbul, İstanbul denince Beyoğlu akla geliyor ama ruhsat almak için başvuru yaptığınızda karşınıza bir imar sorunu çıkıyor yani kaç yüzyıllık Pera’nın hali hazırda bir imar planı bile yok. İstiklal caddesi ve çevresinde hala iskan sorunları var. Yani bir turizm ve eğlence merkezinde kiraladığınız yer ailenin oturduğu mesken görünüyor olabilir ve tam da bu nedenle tüm ruhsat dosyaları imarda takılıyor. Belediyenin giriş katından 4. katına 6 ayda dosya çıkmıyor sonra bu iş yeri ruhsatsız diye mühürleniyor.
- Personelin 3 ayda 1 sağlık muayenesinin yapılması isteniyor. Güzel ama sadece belediyenin gösterdiği özel sağlık kuruluşu yaparsa geçerli sayılıyor. Yani işi kamu hizmeti olan yerel idare nedense esnafı bir kamu kuruluşuna teşvik etmek yerine özel kuruluşu dayatıyor. Gerekçeleri ise en uygun teklifi onların vermesi. Amacı insanların hastalıklarından kar elde etmek olan özel hastane, nasıl kar amacı gütmeyen devlet hastanesinden uygun fiyat verebilir?
- Temmuz ayında başlayacak olan sigara yasağını bunların üstüne koyun. 18 yaşından küçüklerin zaten giremediği yetişkinlerin de keyfen, bilerek ve isteyerek bulundukları ortamda sigara içilebilir bölüm yapılmasına bile izin vermeden tamamen yasaklayan kanun da gündemde.
- Bunların üstüne eklenen ekonomik kriz atmosferini hesaba katın.
- Daha ödediğimiz envai çeşit vergiyi saymıyoruz.En başta ödediğimiz kiranın birde muhtasar diye vergisin alınması tuhaflığı gibi.
Tüm bu uygulamalara karşın tek bir soru soruyoruz: NEDEN ? Amaç ne ?
Amaç sağlık mı? Bu denetlemelerde tek bir iş yerinin hijyenine bakılmadı ki. Hiç kimseye “Katı yağlarınızı, fritöz yağlarınızı ne yapıyorsunuz?” diye sorulmadı. Oysa bunlar toplansa bio yakıt elde eden kuruluşlara verilse belediye çevrecilik üzerinden prim bile yapabilir. İnsanlığın niteliksiz ve paralı sağlık sistemi nedeniyle ortaçağdan kalan hastalıklardan, keneden ölmeye başladığı günümüzde bu gerekçe komik olur.
Amaç gençleri kötü alışkanlıklardan korumak mı? Niteliksiz, paralı ve pahalı bir eğitim sisteminde yasaklarla bunu yapmaya çalışmak komik olur. Kaldı ki uyuşturucu, fuhuş, seks tacirliği bizim alanımız dışındadır ve bunlar eğlence değildir. Bunlarla samimi bir mücadelenin daima destekçisi oluruz. İsteyen kurumla bu konularda görüşür, çalışırız.
Amaç çevreyi, kenti düzenlemek mi? 2010 yılında İstanbul kültür başkenti olacak ancak esnafa dönük bir toplantı bile yapılmadı. En azından iş yerlerinize badana yapın diyen bile yok. Tarlabaşı kentsel dönüşümü rivayeti var, aslı nedir bilen yok. Kültür başkentinin baş ilçesindeyiz halktan ne olacağını bilen yok!
2009 yılı Türkiyesinde hala eğlence mekanlarını gayrı meşru, şer mekanları olarak gören bir zihniyetin olduğunu düşünmek istemiyoruz ama içkili yerler dışında bir denetim olmadı. Bu yüzden soruyoruz amaç ne ? Kapatıp gidelim mi?
Bize denecek ki “Hayır, Kanuni denetim bunlar. Haksız uygulama yok.”
Evet kanuni ama meşru değil. Hüseyin Üzmez kanuni olarak serbest bırakıldı, bunu protesto edenler şimdi kanuni olarak yargılanıyor! Yani kanun ve meşruiyet ayrı şeylerdir. Özetle şunu söylüyoruz “kanun her yerde adalet hiçbir yerde!”
SOMUT TALEPLERİMİZ,
-Mühürlenen iş yerleri açılsın, eksikleri yazılı tebliğ edilerek makul süre verilsin
-Sigara yasağı uygulanabilir bir biçimde yürürlüğe girsin
-Beyoğlu’nun turistik bölge olması gözetilsin
-İmar düzenlemesi derhal yapılsın
-Vergiler sadeleştirilsin ve makul ölçüye indirilsin
-Var olan borçlar taksitlendirilsin, faizleri silinsin
-Haksız idari para cezaları iptal edilsin
Bu konularda bir hafta içinde somut adım atılmadığı takdirde 2. Eylemimiz Ankara’da olacaktır.
Temmuz 2009



